Bir kadin, sevmedigi bir erkekle evlenmisti. cocuklugundan beri aldigi terbiye, cinsi iliskinin utanilacak ve korkulacak bir is oldugunu telkin etmisti . Hoslanmadigi kocasiyla zifaf gecesinde ilk defa yalniz kalinca, ruhunda buyuk bir sarsinti duymustu. Kocasi, kendisine hodbince bir ihtirasla sarilmis, hicbir oksama ve sevme hareketi gostermeden, cinsi temasa baslamak istemisti. . Bu zalim ve sert harekete karsi koymus, fakat biraz sonra mukavemeti kirilarak, kendisini onun hayvanca arzularina terketmisti. Kocasi vahsi bir istekle ve kadinin inlemeleri, kivranmalari ve gozyaslari arasinda, cinsi temasi temin etmisti. Kadin bu temastan muthis bir aci duymustu. Evlilik muddetince birkac defa daha vukua gelen cinsi temas esnasinda . ve temastan sonra da saatlerce devam eden agrilar cekmis, hicbir defasinda en ufak bir zevk duymamisti. Gerek ilk gecenin tesiriyle, gerek sonraki temaslarin verdigi aci dolayisiyla, genc kadinin ruhunda cinsi temasa karsi muthis bir korku ve nefret hissi yerlesmisti. Bu yuzden hayatlari tahammulsuz bir hale gelerek, evlendiklerinden alti ay sonra ayrilmislardi.
Zifaf . gecesinde aci duymak korkusu, yabanci bir erkekle en mahrem bulusmanin verdigi utanma hissi ve kizliktan kadinliga gecis gibi, cok muhim bir donum noktasinda bulunusu dolayisiyla, kadinin gosterecegi cekingenligi anlayisla karsilamalidir.
Onu samimiyetle kendisine alistirdiktan ve urkeklik hislerini teskin ettikten sonra, nazik ve yumusak bir . s»rette birlesmelerini temin etmek, erkegin vazifesidir. Netice olarak; zifaf gecesinin ilk temasi ve sonrasinda, dikkatli, sabirli ve ihtiyatli olmalidir. Bu hususlara dikkat edilmezse, cinsi temastan kadin, zevk yerine aci ve iztirab duyabilir. |