Anne ve baba adaylarinin en cok zorlandigi konu, dogum seklinin nasil olmasi gerektigidir.
Annenin hayatini tehlikeye sokacak durumlarda sezaryen oneriliyor. Dunya uzerinde en sik yapilan ameliyatlardan birisi olmasina karsin; sezaryen riskli ameliyatlardan birisi olarak kabul edilmektedir. Ancak annenin veya bebegin hayatini tehlikeye sokacak herhangi bir durumda, dogum sezaryenle gerceklestirilmelidir. Sezaryen ameliyat oranlari hizla artmakta ve gun gectikce endikasyonlar genisletilmektedir. Ama bazi durumlar da gercekten normal vaginal yoldan dogum beklenmemeli ve sezaryen yapilmalidir.
En sik sezaryen sebeplerinden biri daha once sezaryen ameliyati gecirmis olmak ve Distosidir -bebek ve annenin dogum kanali arasinda uyumsuzluk- . Bunlardan baska makat dogumlar, bebegin esinin dogum kanalini tam olarak kapattigi durumlar, gecirilmis rahim ic duvari operasyonlari, bebek kalp atislarinin bozulmasi, kordon sarkmasi durumlarinda da sezaryen dogum yapilmalidir.
Peki istege bagli sezaryen yapilabilir mi? Aslinda bu sorunun pek cok etik, sosyal ve kanuni celiskileri mevcuttur. Hasta kendi kendine sezaryen kararini verebilecek yeterli donanimda mi? Eger hasta kendi istegiyle sezaryen olduktan sonra, sezaryene bagli bir sorun cikarsa, bunun sorumlusu doktor degil midir? Bu hususta bir de operasyonun mali yuku mevcuttur elbette ki. Gunumuzde devlet hastanelerinde istege bagli sezaryen yapilmamaktadir. Ancak devlet hastanelerinin cogunda sezaryen operasyonu icin yeterli teknik altyapi ve personel mevcuttur. Basliktaki sorunun hala kesin bir cevap olmadigi cok asikardir. Ancak her iki dogum seklinin de kendince riskleri mevcuttur.
|